cinsel iliskide mustehab ve mekruhlar

Cinsel İlişkide Müstehab ve Mekruhlar

Gönderen:
KADIN SAĞLIĞI ,
Kategori: İSLAMDA KADIN Etiketler : Cinsel İlişkide Müstehab ve Mekruhlar,Mekruh Olanlar,Müstehab Olanlar,Yorgan ve benzeri bir örtü olmadan açık olarak çırılçıplak olarak cinsel ilişkide bulunmak,Eşler arasında geçen cinsî ilişkilerle ilgili mahrem sırların başkalarına ifşâ edilip yayılması haramdır

5ae067efa9a76ff547209cc82b8d2386 1282463307 cinsel iliskide mustehab ve mekruhlar

 

Müstehab Olanlar

Eûzü-Besmele’yle başlamalıdır.

Niyet  zinâdan korunmak ve hayırlı evlat yetiştirmek olmalıdır.

-Başlamadan önce, kadınla kâfi miktâr oynaşmak ve kadında kuvvetli bir arzu belirdikten sonra başlamak gerekir.

Acele etmemeli, kadının da tatmin olması beklenilmeli

İlişki  bitince hemen çekilmemeli, biraz daha birlikte kalmalıdır.

Tekrar ilişkide bulunmak veya uyumak için, hemen avret yerlerini yıkamalıdır.

Ayrıca abdest almak veya gusletmek lâzım değilse de iyi olur.

Cinsel ilişkiden sonra hiç biri yapılamazsa hiç olmazsa yatak avuç içi ile silinmelidir ki….

Pazartesi ve cuma geceleri olması iyidir. Diğer geceler de câizdir.

Mekruh Olanlar

Kıbleye ayak dönmek.

Yorgan ve benzeri bir örtü olmadan, açık olarak çırılçıplak olarak cinsel ilişkide bulunmak.

Tam ilişki  hâlindeyken konuşmak, gülmek, sesi yükseltmek Konuşma ve fısıldamalar, başlangıç sırasında olmalıdır

Eşinin ve kendinin avret uzvuna bakmak.  İhtiyaç hâlinde karı koca birbirine tepeden tırnağa bakabilir.

Kamerî ayların ilk, orta ve son gecelerinde cimâ etmemelidir!

Eşler arasında geçen cinsî ilişkilerle ilgili mahrem sırların başkalarına ifşâ edilip yayılması haramdır.

Kaynak: Huzura Doğru  sitesinden özetlenerek alınmıştır.

huriler

Huriler

Gönderen:
KADIN SAĞLIĞI ,
Kategori: İSLAMDA KADIN Etiketler : Huriler,bahçelerde ve pınar başlarındadırlar,eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır,Orada huyları güzel yüzleri güzel kadınlar vardır

20ca37747a2403217312b70d6957b40c 1282462872 huriler

Gözleri iri ve siyahı çok siyah, beyaz kısmı da çok beyaz olan, Cenâb-ı Allah’ın, cennetliklere vadetmiş olduğu güzel kızlardan her biridir.

Kur’ân-ı Kerim’de Huriler 

Müttakiler güvenli bir yerde; bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. İnce ipekten ve parlak atlastan giyinerek karşılıklı otururlar. Böylece biz onları, siyah iri gözlü hûrîlerle evlendirmişizdir.
(Duhan, 44/54)

Müttakilere kurtuluş, başarıya ulaşma, bahçeler, bağlar, göğüsleri henüz tomurcaklanmış yaşıt kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.

(Nebe, 78/31-34)

Onlar koltuklara yaslanıp kurularak, birçok meyveler ve içecekler isterler. Ve yanlarında da bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt dilberler vardır.
(Sâd, 38/51, 52)

Biz ceylan gözlüleri defterleri sağdan verilenler için inşa etmişizdir. Onları bâkire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
(Vâkıa, 56/35-38)

Orada huyları güzel, yüzleri güzel kadınlar vardır.
(Rahmân, 55/70)

Orada utangaç bakışlı öyle kadınlar vardır ki, bundan önce kendilerine ne bir insan ne de bir cin dokunmamıştır.
(Rahmân, 55/56)

Ve sedeflerinde saklı inciler gibi iri siyah gözlü eşler
(Vâkıa, 65/22, 23)

Hadislerde Huriler

Cennet ehlinden her birinin iki kadını vardır ki, vücutlarının şeffaflığından baldır kemiklerinin ilikleri etinin  üstünden görünür. Ehl-i Cennet arasında ne ihtilaf vardır ne de düşmanlık; gönüller sanki bir gönül, sabah akşam Allah’ı tesbih ederler”
(Buhârî)

Ümmü Seleme, Peygamber (sav)’e bir gün:

“Ya Rasûlüllah! dünyada ki kadınları mı, yoksa Cennetteki hûrîler mi daha iyidir?” diye sorar.

Rasûlüllah (sav);

“Dünyadaki kadınların üstünlüğü, yüzün astara üstünlüğü gibidir” diye cevap verir.

Ümmü Seleme;

“Niçin” deyince

O, şöyle cevap verir;

“Dünyadaki kadınlar namaz kıldıkları, oruç tuttukları ve birçok ibadetlerde bulundukları için”

(Tabarânî’den naklen; Mevdûdî, Tefhîmü’l-Kur’ân Terc., VI. 81

hamile

Hamile-Hastalıklı Eşle Cinsel İlişki

Gönderen:
KADIN SAĞLIĞI ,
Kategori: İSLAMDA KADIN Etiketler : Hamile-Hastalıklı Eşle Cinsel İlişki,Hamile Eşle İlişkide Bulunmak,Hamileliğin devamı süresince ilişkide bulunmak helaldir,Hastalıklı Eşle İlişkide Bulunmak,Tedavi süresince ilişkiye girilmemesi gerekir

79532de9c8484ff646e1634749ab8f3e 1282462643 hamile

Hamile Eşle İlişkide Bulunmak

Hamileliğin devamı süresince ilişkide bulunmak helaldir.

Doğum öncesinde ilişkiyi yasaklayan açık bir ilahi  buyruk yoktur.

Eşler, aralarında zararsız bir ilişki metodu geliştirebileceklerinden, olmaması da tabidir.

Ancak, hamile eşin özel durumu sebebiyle belirli sürelerle de olsa tıb bilginlerinin yasaklayacağı ilişkiyi, dini bir yasak şeklinde değerlendirebiliriz.

Değerlendirmeliyiz de. Zira Allah’ın ve peygamberlerinin bildirileri ve kesinlik kazanmış hususlarda tecrübeye, daha genel bir ifadeyle ilim verilerine uymak, islami bir kuraldır.

Hastalıklı Eşle İlişkide Bulunmak

Ay hali  ve lohusalık dışında cinsel görevlerin ertelenmesini mazur gösterebilecek tek geçerli sebeb ise hastalıktır. Ancak her hastalık ve her derece hastalık pek tabidirki sebep gösterilemez.

 

Dindar veya ilmi ideolojiyle yorumlayan mütehassıs doktorların ilşkiyi zararlı buldukları durumlarda hastalık, hiç şüphesiz erteletici makul bir sebeptir.

Tedavi süresince ilişkiye girilmemesi gerekir.

 

Kaynak: İslama Göre Cinsel Hayat , Ali Rıza Demircan

gerdek gecesi

Gerdek Gecesi

Gönderen:
KADIN SAĞLIĞI ,
Kategori: İSLAMDA KADIN Etiketler : Gerdek Gecesi,İlk gecede eşlerin dikkat etmeleri gereken bazı hususlar,Ön Hazırlık,İlk Temas,Bekâretin izâlesi

14da24f255535cdcb7f06b51a1b376e0 1282462335 gerdek gecesi

Nikahtan sonra, zifaf (gerdek) gecesi, evlilik hayatının en mühim bir dönemidir. Eşler mümkün mertebe temizliğe riayet etmelidir. Temiz ve güzel kıyafet, ilk gecede etkili olur. Zifaf odası tenha, emniyetli bir yerde olmalıdır. Damadın, evlilik tecrübesi olan, güvenilir bir sağdıçın tavsiyelerinden istifade etmesinde mahzur yoktur. Fakat, sağdıç olmasa da olur.

Damat şunu yapmayı ihmal etmemeli:

Resulullah efendimiz, Hazret-i Fatıma’yı Hazret-i Ali’ye tezvic ettiklerinde buyurdu ki:

(Ya Ali! Gelini kendi evine götürdüğün zaman, çorabını ayağından çıkar. Ayağını yıka. O suyu evin bütün köşelerine saç. Böyle yapınca, Allahü teâlâ senin evinden yetmiş türlü fakirliği dışarı çıkarır. Yetmiş türlü bereketi evine dahil eder. Yetmiş rahmeti sana nazil kılar. O gelin ile ve onun bereketi evin köşelerine erişir. O gelin, delilikten ve diğer hastalıklardan emin olur.)

İlk gecede eşlerin dikkat etmeleri gereken bazı hususlar:

İlişki konusunda çok kimse bilgisizlikten bunalımlara düşmektedir. Bunun için önce cimanın ne olduğunu iyi bilmek gerekir. İyi bilinmez ve yanlış yapılırsa huzursuzluk zamanla artarak ailenin yıkılmasına sebep olabilir. Bunun için bu mahrem bilgileri lüzumu kadar öğrenmek gerekir.

Her şeyden önce, eşler birbirine çok samimi, nazik ve yumuşak davranmalı, sevgi ve şefkatle yakınlaşmalıdır. Erkek, eşini gerdeğe psikolojik yönden iyice hazırlamalıdır. Ona cesaret vermeli; endişelerinin yersiz olduğunu, onu da rahat bir atmosferde konuşturarak izah etmeli. Eşini incitecek küçük davranış, hatta imadan sakınmalı. Eşinin, özellikle bu gecede sevgi ve şefkat görmeye, iltifat işitmeye çok ihtiyacı olduğunu bilmeli.

Erkek aceleci ve kaba olmamalı. “Artık evlendik, ona istediğim gibi sahip olurum” gibi bir düşünce son derece yanlıştır. Cima, sevgi oyunları sırasında meydana gelen bir olaydır. Temasa her iki tarafın da aktif şekilde katılması gerekir. Nitekim Resulullah efendimiz de bu hususa dikkat çekerek, erkeğin, eşinin haklarına da riayet etmesini istemiştir. Cinsi tatmin, kadının da hakkıdır.

Genç kız da eşinin heyecan ve sevgisini paylaşmalı, kendisini ona tabii ve fıtri bir şekilde, isteyerek teslim etmeli. Cimanın bir yaratılış vazifesi olduğunu düşünmeli, mana ve hikmetlerini hatırlamalı, sevgisine ve yaratılış özelliklerine güvenip, yersiz korku ve endişelerden sıyrılmalı.Düğünün stresli ve gergin ortamından sonra eşler, uykusuz, yorgun düşebilir. Bu bakımdan cimaya çoğu zaman hazır olmazlar. Bu durumda, ilk cima tehir edilebilir. Bunun hiç mahzuru yoktur; aksine çok faydası olabilir.

İlk gece, eşler için en meraklı heyecanların yaşandığı andır. Yıllar yılı beklenen, hasretle gözetlenen, genç kız ve delikanlının rüyalarını süsleyen, sevinçli, tatlı ve heyecanlı bir zaman. Daha önce gayrı meşru hayat yaşayan bu duygudan mahrum kalır.

Damat, tebessüm ve nezaketle içeriye girmeli, geline selam vermeli ve onu tebrik etmeli. Moral verici sözlerle gelinin gönlü alınmalı, heyecanını yatıştırmaya çalışmalı. Gelin de ona güler yüzle karşılık vermeli, lüzumsuz somurtkanlık ve çekingenlik göstermemeli.

Bu gece, iki rekat nafile namaz kılıp dua edilir. Gelinin ayağı bir leğende yıkanır, odanın köşelerine serpilir. Bugünlere kavuşmanın şükrü ve gelecek günlerin saadeti için, Allahü teâlâya dua edilir. Bu arada, oturup, bir müddet sohbet etmeli. Böylece, fazla heyecan atılmaya çalışılır.

Her kız, bu ilk gecede, az-çok ürkeklik ve çekingenlik gösterir, utanır, sıkılır. İlk defa bir erkekle baş başa buluşmanın, ona açılmanın utancını hisseder. Bu hâli, gayet tabiidir, hoş karşılanmalı.

Erkek kızı hiç sıkmadan ve zorlamadan, samimi bir yakınlık göstermeli, ürkekliğini gidermeye çalışmalı. Kız konuşmaktan, ona açılmaktan çekinse bile, erkek samimi sohbet ve yakınlığı sabırla sürdürmeli, onun gönlüne yavaş yavaş girmeli. Kızın sessizce dinlemesi ve ara sıra hafif karşılık vermesi de kâfidir. Bütün mesele, öpüp okşayarak kızı cimaya hazır vaziyete getirmektir! İlk gecenin değişmez bir ölçü olmadığı unutulmamalı. İlk gece yalnızca bir başlangıçtır. İlk deneme başarısız olabilir, bu normal kabul edilmeli.

İnancı gereği kadından uzak kalan erkek, çoğu zaman kadını yakından gördüğünde veya dokunmasıyla hemen boşalabilir. Ümitsizliğe kapılmayıp, yarım saat kadar sonra ön hazırlıktan sonra, tekrar harekete geçilir. İkinci halde ilk heyecan geçip hemen boşalma olmayacağı için ön hazırlık daha rahat şekilde yapılabilir. Bu durum çok önemlidir. Bu durumu bilip kendilerini buna göre ayarlayan eşler rahat eder. Olduydu olmadıydı endişesine kapılmaz. Çünkü bu normal bir olaydır. Birkaç saat dinlenilebilir veya ertesi güne tehir edilebilir. Böyle bir durumda genç kız da durumu kabul etmeli, anlayışla karşılamalı.

Temas başarıyla sonuçlanınca, erkek mutluluk hislerini eşiyle paylaşmalı, ona teşekkürlerini sunmalı ve bütün bir hayat boyunca saadetlerinin devamı için dua etmelidir.
 

Zifaf gecesinde kızda ürkeklik ve çekingenlik görüldüğü zaman, erkek, ilk karşılaşmanın normal bir neticesi olan bu hâli hoş karşılamalı, lüzumsuz telaş ve sabırsızlık göstermemeli. İlk geceki kabalıktan doğacak ürkeklik, incinme ve tatsızlık, daha sonra uzun müddet silinmeyen etkisini gösterir. Bunun gibi, o gecenin sabır ve nezaketinin mükafatı da sonradan görülür.

İlk olarak bir erkekle buluşmak, yıllarca barındığı ailesinden ayrılıp, yeni bir aile hayatına girmek, bir kız için elbette çok önemli bir olaydır. O anda, erkeğin geniş şefkat ve sevgi kanatlarına ihtiyacı vardır. Bir kadın, kendisiyle buluştuğu ilk erkeği asla unutmaz. Eğer kadın ilk zifaf gecesinde tatlı heyecanlar yaşamışsa, sevgi, sabır, nezaket ve geniş bir anlayışla karşılaşmışsa, o erkeğe ömür boyu minnettar kalır. Bu ilk olay, kadın için unutulmaz bir hatıradır. Hatta o adam o kadını sonradan terk etse, hayal kırıklığına uğratsa bile, kalbindeki o esrarlı hatıra daima yaşar.

Gerdek Gecesi

Erkeklik gösterisi sanılan, “kedinin bacağını ayırmak” gibi kabalık uygun değildir. Bilhassa bu gece, erkek de çok nazik olmalı!

“Bir kadın, on senedir kocasıyla garip bir şekilde yaşıyor Ancak ayda bir defa temasta bulunuyor ve bu temas esnasında da kadın tamamen soğuk davranıyor. Gerdek gecesi, kocası bu kadının kalbini kırmış. (Ne zayıfmışsın, hem de çirkinmişsin) demiş. Kadın bunu unutamamış. Kadını yaralayacak, zayıfsın, şişmansın, uzunsun, kısasın, yaşlısın gibi sözlerden uzak durmalı!

Ön Hazırlık

Gerdek gecesinde diğer önemli husus da, ön hazırlığın gelini ürkütecek ve gönlünü soğutacak bir vaziyette olmamasıdır. Bunun için bir de, soyunma sırasında dikkatli olmak gerekir. Bir kere damadın gelini kendi eliyle soymaya kalkması doğru değildir. Gelin ve damat, kendi kendine soyunmalı. Çırılçıplak soyunmak da uygun değildir. Ekseriya gelin, erkeğin karşısında ilk defa çıplak olarak görünmekten ve erkeği çıplak olarak görmekten dehşet ve sıkıntıya düşebilir.

Soyunma sırasında, utanma duygularının korunması için, bu işin de perdelenmesi gerekir. Bunun için ya lamba söndürülmeli veya az ışıklı gece lambası bulundurulmalı. Çıplak vücutla ortada görünmenin vereceği sıkıntıyı hesaba katmalı. Bu durum edebe de aykırıdır. Âişe validemiz, (Ben Resulullahın edep yerini görmediğim gibi, o da benim edep yerimi görmedi) buyuruyor. Müslüman da bu sünnete uymaya çalışmalı!

Bazı erkekler, zifaf gecesinde hem kendi vücutlarını teşhir eder, hem de kadını tamamen soyarak, kaba ve hoyratça davranışlarıyla, gelini sıkıntı içinde bırakırlar. Bu çok yanlıştır.

Soyunma olayında, ayakta büsbütün soyunmaya kalkışmamalı, yalnız üstteki kaba elbiseler çıkartılmalı, iç çamaşırları, yorgan altına girdikten sonra çıkarılmalı.

İlk Temas

Zifaf gecesinde sevgi oyunu önemlidir. Sevgi oyunu nâzikâne, erkeğin gelini heyecana getirme tekniği mükemmel olduğu zaman, kadın ne kadar utangaç olursa olsun, yavaş yavaş eşine itimadı çoğalmaya ve rahatlamaya başlar. Ondan sonra teslimiyet duygusu artar, çekingenlik yerine arzu doğmaya başlar. Birçok gelini inciten ve ürküten şey, eşlerinin bu gece kaba ve anlayışsız davranmalarıdır. Henüz mahcubiyet içinde bulunan bir gelini, evlilik hayatına yavaş yavaş alıştırmalı. Damat, gelinde arzu uyandırma yollarını aramalı, utangaçlık hislerinden kurtulmasına yardımcı olmalı. Normal bir kadın, belki kocasının arzusunu tahrik etmek için önce çekingen davranır. Aslında o, fethedilmekten hoşlanır. Fakat mukavemetin kaba bir şekilde kırılma teşebbüsünü asla hoş görmez. Bunun için damat, nezâket, sabır ve incelik hususlarını asla gözden uzak tutmamalı. Gelin de, hayatının belki en heyecanlı anlarını yaşayan eşinin başarısını baltalayacak davranışlardan, mümkün olduğu kadar kaçınmalı.

Bekâretin izâlesi

Normal vasıfları taşıyan kız ve erkek için, bunun bir zorluğu olmaz. Yapılacak iş; sevgi oyunlarıyla temas ortamı hazırlanır, gelin o safhaya geldikten sonra, yani ilişkiyi kolaylaştırıcı kaygan sıvı gelince, üstten aşağı hafif kuvvette bir tazyikle zifaf ilişkisini tamamlanır. Kız uyarılamaz, kaygan sıvı gelmezse, bir merhem kullanılmalı. Cinsiyet organlarına bir miktar vazelin sürmek bu işi kolaylaştırır. Kızlık zarının yırtılmasında, kanama ve acının hafifletilmesi için eşlerin yatakta alacakları pozisyon önemlidir. Bunun için, genç kız bacakları ayrık ve dizleri bükülmüş vaziyette sırt üstü yatmalı; erkek diz ve dirseklerinin desteğini kullanarak, cinsiyet uzvunu eşinin döl yoluna üst taraftan ve üst kenarı boyunca, aşağı doğru kaydırarak koymalıdır. Burada cinsiyet organının hazneye girişinde, eşinin hazne ağzının tabii açıklığı yardımcı olur. Bu esnada zar gerilir ve yapılan basınçla, umumiyetle iki yerden ve arkaya doğru yırtılır. İşte, sözü geçen hafif ağrı bu anda, zarın direnci ile erkeğin cinsi uzvunun yapacağı güçlü tazyik karşı karşıya geldiğinde duyulur. Böyle bir durumda genç kızın kalçalarını küçük bir hareketle kasarak eşine yardımcı olması iyi olur. Aslında temas öncesinde, genç kızın cinsi bakımdan başarılı bir şekilde uyarılması, temasın her iki taraf için de kolayca tahakkukuna yeterlidir. Cinsi tatmine erişen genç kızın ve erkeğin cinsi organlarında, girişi kolaylaştıracak kaygan sıvılar ifraz edilir.

Vazelin kullanmak birleşmeyi kolaylaştırır. Ama asıl çözüm, temas öncesi hazırlığın ideal şekilde yapılmasıdır. Kadın, okşama ve sevişme ile hazır vaziyete gelmiş olmalı! Bu olursa, başka bir tedbire ihtiyaç duyulmaz.



Tahriş, acıma gibi hallerde, sonraki temaslar için 1-2 gün ara vermek iyi olur. Ama bu da şart değildir. Karşılıklı istek varsa, ertesi gün veya birkaç saat sonra temas yapılabilir. Aşırı istek acıyı hissettirmez. Zarın yırtılmasıyla gelen kan durmazsa telaşa mahal yoktur. Genç kız sırt üstü vaziyette dizlerini kaldırıp bacaklarını kasarak bitiştirirse, kanama çoğu zaman kendiliğinden durur. Nadiren de olsa durmayıp aktığı da görülür.

Gerçekten de cinsi temasa her iki tarafın da ruhen ve bedenen çok iyi hazırlanmış olmaları, erkeğin eşini başarılı bir şekilde uyarması ve her ikisinin de cinsi heyecan bakımından tatminkâr bir seviyeye çıkmaları hâlinde neredeyse hiç acı duyulmaz. Aşırı heyecan, aşırı zevk ağrı hissini ortadan kaldırır. Savaşta ve kavgada yaralanma, neden sonra kan görülmesi ile anlaşılır. Bu arada, eşlerin birbirine yardımcı olması, bilhassa erkeğin çok sabırlı, anlayışlı ve şefkatli olması gerekir.


Zifaf gecesinde acı duymak korkusu, yabancı bir erkekle en mahrem buluşmanın verdiği utanma hissi ve kızlıktan kadınlığa geçiş gibi, çok önemli bir dönüm noktasında bulunuşu dolayısıyla, kadının göstereceği çekingenliği anlayışla karşılamalı.


Onu samimiyetle kendisine alıştırdıktan ve ürkeklik hislerini teskin ettikten sonra, nâzik ve yumuşak bir surette birleşmelerini temin etmek, erkeğin vazifesidir. Netice olarak; zifaf gecesinin ilk teması ve sonrasında, dikkatli, sabırlı ve ihtiyatlı olmalı. Bu hususlara dikkat edilmezse, cinsi temastan kadın, zevk yerine acı ve ıstırap duyabilir. İlk zifaf ilişkisinde, arzulanan cinsi zevkin bulunamaması tabiidir.


Mehmet Ali Demirbaş

%e2%80%9ckisin kilo aliyorum%e2%80%9d diyenlere oneriler

“Kışın kilo alıyorum” diyenlere öneriler
04-09-2010 · Kategori: Öneriler


kilo wp-image-1384" height="248" src="http://modernkadin.files.wordpress.com/2009/10/kilo.jpg?w=248&h=248" title="kilo" width="248" />

Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Yeşim Çelik,“Metabolizmanın kışa hazırlanması ve kış mevsimine girerken kilo kontrolü için dikkat edilmesi gereken noktalar” hakkında bilgi verdi.

Metabolizmanızı hızlandırın

Kış aylarında vücut ve metabolizma kendini koruma altına almıştır ve daha yavaş çalışmaya başlar. Kışın yeme ihtiyacı artan kişi çok fazla karbonhidratlı yiyecekler yeme ihtiyacı duyar. Terleme de çok az olduğundan dolayı metabolizma hızı minimumdur. Bu yüzden bu dönemde dikkat edilmezse kilo artışı kaçınılmaz hale gelir

Soğuk havalara karşı bağışıklık sistemi, hastalıklara (grip, soğuk algınlığı, bronşit gibi) karşı kendini korumak için yağ yıkımını engeller. Bu durumda kış mevsimini sağlıklı geçirmek için bağışıklık sistemini biraz daha güçlendirmek gerekmektedir. Güçlü bir savunma mekanizmasının temelinde ise yeterli ve dengeli beslenme yer almaktadır. Kış aylarında metabolizmanın yavaşlamasına ek olarak fiziksel aktivitenin azalması da kilo artışına neden olmaktadır. Hormonal değişimlere bağlı olarak sindirim sisteminde kabızlık gibi problemler oluşabilir.

Güne sıkı bir kahvaltı ile “merhaba” deyin

Metabolizmanızı iyi çalışır duruma getirmek için mutlaka güne kahvaltı yaparak başlamanız gerekmektedir. İyi bir kahvaltı ile güne başlamak sizin hem direncinizi koruyacak hem kilo kontrolünde siz yardımcı olacak hem de metabolizma hızınızın yavaşlamasını engelleyecektir.

Susamadan su için

Yazın sıcaklar nedeniyle rahatlıkla içtiğimiz suyu kışın rahatlıkla tüketemeyiz. Su vücudumuzdaki bütün metabolik reaksiyonların temel direğidir. Kışın su kaybımız daha az olduğu için susama hissimiz azalır, ancak su ihtiyacımızı yine de karşılamamız gerekmektedir. Kışın metabolizmanızı çalıştırmak için susamasanız bile günde 2-2,5 ( 10-14 bardak) litre su tüketilmesi gerekmektedir.

Siyah çay ve kahve yerine bitki çayı içinizi ısıtmak için daha iyi bir seçenek

Soğuk hava nedeniyle kışın favori içecekleri genellikle sıcak içeceklerdir. Sıcak içecek olarak genellikle kafein- tein içeriği yüksek olan çay- kahve tercih edilmektedir. Bu konuda bizim önerimiz bitki çaylarını tercih edilmesidir. Kuşburnu çayı C vitamini içerdiği için, rezene çayı gaz sorunlarına iyi geldiği için tercih edilebilir.

Greyfurt, lahana ve maydanoz sizi kış hastalıklarından korur

Kış hastalıklarından korunmak, savunma mekanizmamızı güçlendirmek için de A ve C vitamininden yeterli beslenmek gerekir. Kış sebzeleri ve meyveleri de bu konuda bize yeterli oranda A ve C vitamini sağlayacaktır. Narenciye (portakal, mandalina, greyfurt) , havuç, kivi, lahanagiller (karnabahar, lahana, brokoli, Brüksel lahanası) , yeşil yapraklı sebzeler (maydanoz, tere, ıspanak ) A ve C vitamininden zengin besinlerdir.

Gerek günlerin kısalması gerekse havaların soğuması ile birlikte fiziksel aktiviteler azalmaktadır. Lifli besinlerin tüketiminin de azalması sonucu kabızlık sorunu kendini göstermektedir. Bu nedenle kış mevsiminin vazgeçilmez yiyeceklerinden kuru baklagillerin, kepekli tahılların (esmer ekmek, bulgur, kepekli makarna / pirinç / erişte / un) ve özellikle C vitamininden zengin sebze ve meyvelerin tüketimine ağırlık verilmelidir.

Yağı, şekeri azaltın!

Kış yaklaştıkça, vücudumuz ısı değişikliğine uyum sağlayabilmek adına harcadığı enerjiyi düşürür. Azalan fiziksel aktiviteye paralel olarak yağ ve şeker tüketimi de kısıtlanmalıdır.

Haftada 2-3 kez balık yiyin kalp ve kemik sağlığınızı garantiye alın!

Kış mevsiminde güneş yüzünü daha az gösterdiğinden, D vitamini gereksinmesini karşılamakta sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu nedenle havanın güneşli olduğu günlerde 20-25 dakika kadar güneş ışığından direkt olarak yararlanmaya (hafif tempolu yürüyüşler olabilir) ve haftada 2 – 3 kez balık yiyerek kalp sağlığınızı korumaya ve kemiklerimizin de güneşin eksikliğini ( D vitamini yetersizliği ) daha az hissetmesini sağlayabilirsiniz.

Tatlı sizi ısıtmaz!

Uzun süreli açlıklardan kaçınılmalıdır. Enerji ihtiyacının karşılanması için fast food ya da yağdan, şekerden zengin gıdalara yönelmek doğru değildir. Kış mevsiminin soğuk günlerinde “Tatlı yersem ısınırım” mantığından vazgeçilmeli, gün içerisinde yeterli ve dengeli beslenerek vücudun ısı dengesinin korunması sağlanmalıdır.

bilgisayar kullanimi ile ilgili saglik sorunlari

Bilgisayar Kullanımı ile İlgili Sağlık Sorunları….

9/3/2010
·
Kategori:
Sağlık – Yaşam

Göz
Kas iskelet sistemi
İşyeri düzeni ve korunma
Monitör
Ekran koruyucu
Fare ve klavye
Sandalye
Kağıt askısı
Duruş biçimi
Ara verme alışkanlığı
Sonuç
Amerika Birleşik Devletler (ABD) İş İstatistikleri Bürosu verilerine göre, bilgisayar kullanımına bağlı sağlık sorunları (yineleyen zorlayıcı travmalar-TZT) nedeniyle başvurular işle ilgili hastalıkların %64′ünü oluşturmakta, yıllık 20 milyar dolarlık harcama gerektirmekte, aynı zamanda iş veriminde düşüşlere neden olmaktadır.
Tüm dünyada bilgisayar kullanımı giderek yaygınlaşırken, bilgisayar kullanımının sağlık üzerine etkileri de sağlıkçıların gündemine girmeye başlamıştır. Bu sorunlar arasında göz ve kas iskelet sistemi sorunları önde gelirken, kişilik, sosyal ve ruhsal durum üzerine de etkileri olabileceği düşünülmektedir.

Bilgisayar kullanımıyla ilişkili sağlık sorunlarının bir kısmı, bilgisayar ekranlarının oluşturduğu elektromanyetik alandan, bir kısmı da işin özelliğinden kaynaklanır. Bilgisayar karşısında iken genellikle durağan bir pozisyonda belirli hareketler sürekli yinelenir. Bu durum ise TZT için risk oluşturmaktadır. TZT belirtileri hafif bir ağrıdan şiddetli ağrılara kadar değişik düzeyde olup, işlev zorluğuna yol açabilir. Erken dönemde ağrılar yorgunlukta ortaya çıkıp işi bırakınca kaybolurken, orta dönemde ağrılar işin başlangıcından hemen sonra ortaya çıkar. İleri dönemde ağrılar dinlenme sırasında da vardır, hafif işler bile zorlukla yapılır.

Bilgisayar kullanıcılarının maruz kaldığı bir diğer zararlı etken elektromanyetik dalgalardır. Ekranlarının oluşturduğu elektromanyetik alanlar, insan vücudu yüzeyinde havadaki toz parçacıklarını çeken bir elektriklenme oluşturur (Elektromanyetik alanlar ekrandan uzaklaştıkça hızla azalır, ekranın ön kısmında en az düzeyde iken, yanlarında, üstünde ve arkasında fazladır).

sertlesme sorunu sertlesme sorunu erkekleri nasil etkilersertl

Sertleşme Sorunu ,Sertleşme Sorunu Erkekleri Nasıl Etkiler,Sertl

9/3/2010
·
Kategori:
tedavi

Sertleşme Sorunu ,Sertleşme Sorunu Erkekleri Nasıl Etkiler,Sertleşme Sorunu Risk Faktörleri Nedenleri

Sertleşme Sorunu, yeterli bir cinsel birleşmeyi gerçekleştirecek sertleşmenin olmaması ve/veya devamlılığının sağlanmasında sürekli bir yetersizlik durumu olarak tanımlanır. Sertleşme Sorunu sık rastlanılan bir rahatsızlıktır ve tedavi edilebilir niteliktedir.
Cinsel işlev ve cinsel arzuda psikolojinin çok önemli bir yeri olsa da, Sertleşme Sorununun altında çoğunlukla fiziksel nedenler yatar. Bu konular doktorunuzla konuşulmalıdır. Sertleşme Sorunu ve empotans terimleri birbirleri yerine kullanılsa da, daha doğru bir terim olması nedeni ile Sertleşme Sorunu tercih edilir.

Sertleşme Sorunu erkekleri nasıl etkiler?

Sertleşme Sorununun derecesi hafif ve ağır (işlevin tam kaybı) arasında değişir. Sertleşme Sorunu olan kişiler, özgüven kaybı, performans gerginliği, depresif ruh hali, stres, suçluluk duygusu ve ilişki çatışmaları yaşayabilir. Bazen bu durumlar sorunu daha da şiddetlendirebilir.

Sertleşme Sorunu eşlerin her ikisini de etkileyebilir.

Sertleşme Sorunu ilişkilere zarar verebilir. Sertleşme Sorunu kişinin kendisini, eşini, eşiyle olan ilişkilerini etkileyebilir.

Doktorunuz ile görüşünüz

Sertleşme Sorununun tam olarak saptanması ve tedavisi için muayene olunması ve tıbbi/cinsel hikayenin alınması gereklidir. Sizin için en uygun test ve tedavilerin neler olacağı konusunda doktorunuzla görüşün. Bir ilaç tedavisine başlamadan önce mutlaka doktorunuza danışın. Doktorunuz en iyi tıbbi bilgiye sahip kişidir.

Sertleşme Sorunu nedir?

“Dünya Sağlık Örgütü, Sertleşme Sorununun tanımlanmasında aşağıdaki şekilde yardımcı olmuştur. Yeterli cinsel performans için penis sertleşmesinin sağlanması ve/veya devamlılığı ile ilgili sürekli veya tekrarlayıcı bir yetersizlik durumudur” Sertleşme Sorunu sık görülen bir durumdur. İlerleyici olabilir ve sıklıkla tedavi edilebilir niteliktedir.

Konu ile ilgili bazı gerçekler:

· Sertleşme Sorunu dünyada yaklaşık 152 milyon erkeği ilgilendirmektedir.
· 40-70 yaş arasındaki erkeklerin %50’sinden fazlasında değişik şiddette Sertleşme Sorunu bulunmaktadır.
· Her yıl yaklaşık 900.000 yeni olgu eklenmektedir.
· Sertleşme Sorunu teşhisi konulmamış ve tedavi almamış hastalar söz konusudur.

Cinsel uyarıya rağmen sertleşmenin sağlanamaması ve/veya sertleşmenin boşalmadan once bitmesi Sertleşme Sorununnun belirtileri olabilir. Özellikle aşırı yorgunluk, stress veya aşırı alkol alımı sonrasında bir kez veya ender olarak Sertleşme Sorunu yaşanır ise de sorunun devam etmesi doktor konsültasyonunu gerektirebilir. Uzmanlar Sertleşme Sorununun tanısının konulması için sorunların tekrarlayıcı ve belirli sıklıkla olması gerektiğini belirtmektedir.

Nedenler ve Koşullar
Sertleşme Sorununa neler yol açar?

Uzmanlar Sertleşme Sorunu bulunanlarda sorunun % 80’e varan oranlarda fiziksel (organik) durumlara, geri kalan % 20’sinde ise psikolojik faktörlere bağlı geliştiğini belirtmektedirler. Birçok vakada her iki etken birlikte sorumludur. Aşağıda Sertleşme Sorunu ile ilgili risk faktörleri ve nedenleri yer almaktadır.

Sertleşme Sorunu Risk Faktörleri/Nedenleri
Fiziksel Nedenler

Damar Hastalıkları:
Damar sertliği (ateroskleroz), kalp hastalığı, felç, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol gibi durumların hepsi penis ve çevresindeki kan akımını etkiler. Sertleşme Sorununun en sık nedeni damar hastalıklarıdır.

Diyabet:
Bu kronik hastalık sinir hasarına ( nöropati ) ve penisi besleyen damarların zarar görmesine neden olur. Diyabetli erkeklerin üçte ikisinde Sertleşme Sorunu gelişir.

Sinir Hastalıkları :
Omurilik hasarı, multipl skleroz, diyabet veya alkolizme bağlı sinir dejenerasyonunu içeren nörolojik bozukluklar sertleşme sorununa yol açabilir.
Hormonal Sorunlar Erkeklik hormonu olan testosteronun azlığı Sertleşme Sorunu ile sonuçlanabilir.

Cerrahi Girişimler:Kalın barsak, rektum veya prostat kanseri cerrahisi ve hatta kalça bölgesine uygulanan radyasyon tedavisi sinirlere ve damarlara Sertleşme Sorunu oluşturacak şekilde zarar verebilir.

Travma:

· Omurilik zedelenmeleri
· Kalça kırıkları

Kronik Tıbbi Durumlar :
Eğer kronik bir hastalığınız söz konusu ise, durumun cinsel sağlığınızı etkileyip etkilemeyeceğini doktorunuza sorunuz.

İlaçların Yan Etkileri:
Sertleşme Sorunu tedavisinde kullanılan ve yan etki potansiyeli olan reçeteli ve reçetesiz ilaçlara ait uzun bir liste söz konusudur. Sertleşme Sorununun tedavisi amacı ile bir ilacı ilk kez kullandığınızda, yan etkilerini, olası alternatifleri ve yan etki çözümlerini doktorunuz ile görüşünüz.

Yaşam tarzı Faktörleri

Alkol:
Yüksek miktarlarda alkol alımı güçlü bir sertleşme elde etmenize engel olabilir. Uzun vadede aşırı alkol kullanımı sinir ve karaciğer hasarına ve hormonal dengesizliğe yol açabilir.

Sedanter Yaşam Tarzı: Hareketsiz yaşam sertleşme sorununa yol açabilir.
Sigara:Yapılan bir klinik çalışmanın sonuçları, sigara içmeyenlere göre sigara içenlerde ED olasılığının daha yüksek olduğu yönündedir.

Psikolojik Faktörler

Bu nedenler tek başına olabildikleri gibi bir veya birkaç fiziksel nedenle birlikte olabilir.

Performans Gerginliği:
Kişi cinsel performansı konusunda gerginlik duymaya başlarsa, sertleşmesi etkilenebilir.

Stres:
Cinsel performansı etkileyebilir.

Depresyon:
Sertleşme Sorunu olan bir kişide depresyon görülebilir veya depresyonlu bir kişide Sertleşme Sorunu ortaya çıkabilir.

İlişki Sorunları
Eş ile yaşanan gerginlikler, gerek cinsellikle ilgili gerekse maddi konular, aile ile ilgili sorunlar cinsel işlevi olumsuz yönde etkileyebilir.

Tedavi Seçenekleri

İlaçları Kullanmadan Önce

Sertleşme Sorunu tedavisine ilaç ya da başka yöntemlerle başlamadan önce doktorunuz yaşam tarzınızda değişiklikler yapmanız konusunda önerilerde bulunabilir. Bunlar:
· Egzersiz
· Kan yağlarını düşürücü diyet
· Sigaranın bırakılması
· Alkol kullanımının azaltılması
· Stres ve yorgunluğun azaltılması olabilir.
Testosteron eksikliği gibi Sertleşme Sorununa neden olup, takviyesi ile durumun ortadan kaldırılması mümkün olabilen, ya da yan etki olarak Sertleşme Sorunu yaratan ilaçlarla ilgili konuları doktorunuza danışınız.
Sertleşme Sorununun Tedavi Kararı
Sertleşme Sorununun tedavi seçimi sizin ve cinselliği paylaştığınız kişinin tercihlerine dayanan bir karardır. Her tedavi seçeneği hakkında mümkün olguğunca bilgi toplayınız. Aşağıda karar vermenize yardımcı olabilmek için düşünülecek sorular yer almaktadır.
Tedavi ne kadar etkili ve güvenilirdir?
Partnerim bu tedaviyi nasıl karşılıyor?
Tedavinin uygulanması kolay ve rahat mı?
Yaşam tarzım ile uyumlu mu?

Tedavi Seçenekleri

Ağızdan Alınan Tedaviler:
Bunlar, Sertleşme Sorununun şimdiki ve gelecekteki tedavisinde göreceli olarak yeni ilaçlardır.

Cinsel Danışmanlık/Cinsellik Eğitimi:
Konu ile ilgili eğitim almış danışmanlardan/psikologlardan cinsellikle ilgili durumu saptama, anlama konularında yardım alabilirsiniz.

Penise Enjeksiyon Tedavisi:
Cinsel ilişkiden kısa bir süre önce, peniste kanlanmayı artırmaya yarayan bir injeksiyon penise uygulanarak sertleşme sağlanır.

İntraüretral Tedavi:
Penise yerleştirilen ve kan akımını artıran ilaç parçacıkları ile gerçekleştirilir.

Vakum Tedavisi :
Penisin alt kısmına bir halka takılarak penisin kan ile dolmasını sağlayan bir yöntemdir.

Penise Implant Takılması:
Diğer tedavi seçeneklerinden yararlanamayan kişiler için uygun bir seçenektir. Bu tedavi yönteminde bir cihaz (çubuk), cerrahi olarak penise yerleştirilir. Cinsel ilişki arzulandığında şişirilerek kullanılır.

hayrettin karamandan aciklama gazoz meselesi

Hayrettin Karaman'dan Açıklama; Gazoz Meselesi

9/3/2010
·
Kategori:
Genel

Gazlı içecekler (2)
Laikliğin tarifi ile “son zamanlarda ortalığı bulandırmak ve bulanık suda balık avlamak” için istismar edilen konular dizisine devam edeceğim. Ancak acil hale geldiği ve bana çok sorulduğu için 15 Eylül 2006 tarihinde birincisini yazdığım “gazlı içecekler” yazısına devam edeceğim.
Yıllardan beri bazı yiyecekler ve içeceklerin (gazozlar, kolalar, koruma maddesi içeren yiyecek ve içecekler, sana ve diğer bazı margarinler, sulu yolum yapılmış tavuk, kefir…) haram olduğu şayiası dolaşır. Biz de gerektikçe bu konularda açıklamalar yaptık. Şimdi sıra “yeniden” gazlı içeceklere geldi. “Yeniden” diyorum; çünkü gazozla ilgili olarak, bunun ekstrası etil alkol içinde eritilerek gazoza katıldığı için –yani içinde bu sebeple alkol bulunduğu için– haram olduğu daha önce söylenmiş, içilmesi caiz olduğuna dair gerekli açıklamalar yapıldığı için de halk, içmeye devam etmişti. Yakın zamanlarda bu alkol karışma meselesi kolalar için tekrar gündeme sokuldu, derken bütün gazlı içecekler sıraya girdi. Türkiye medyasında ben ilk haberi “koka kolada domuz varmış” şeklinde okudum, kaynağını araştırdım, medyada el-Ezher fetva heyeti zikrediliyordu. Bu kurumun sitesine girdik ve 21.02.2006 tarih, 4310 numaralı fetvaya ulaştık. Bu fetvada özetle şunlar var: “Adı geçen kola ile ilgili örnekler üzerinde yapılan araştırma sonunda uzmanların verdiği rapora göre kola içinde, domuz midesinden alınarak yapılmış bir protein veya enzime rastlanmamıştır, buna binaen mezkür kolanın içilmesinde bir sakınca yoktur.”
el-Ezher’in ilgili biriminin bundan başka bir fetvasına rastlamadım.
Şimdi gelelim genel olarak gazlı içeceklerin içinde alkol bulunması ve bu yüzden içilmesinin haram olması konusuna.
15 Eylül’deki yazımda, fıkhın muteber kaynaklarından şu bilgileri nakletmiştim: Necis olan veya yenmesi, içilmesi haram kılınan bir nesnenin azı da, çoğu da yenmez ve içilmez, ama bu nesne, temiz olan bir başka nesneye karışır, karıştırılırsa, keza yanma vb. şeklinde değişime uğrarsa hüküm değişir; yani o nesne haram ve necis (dince pis) olmaktan çıkar. Bizim konumuz karışma ile ilgili olduğuna göre, temiz suya karışma durumunda alkolün, o suyu (gazozu, kolayı) harama çevirmesinin şartına bakalım:
Bütün fıkıhçılara göre az olan haram, belli miktarda çok olan helale katıldığında karışım haram olmaz. Peki buradaki çok ne kadardır?
Önceki yazımızda bu konuda şu bilgiyi vermiştik:
Dince pis olan nesne az suya veya az sıvı maddeye karıştığı zaman su ve sıvı pis olur; içilmez ve onunla dînî temizlik yapılmaz. Çok suya pislik karıştığı zaman ise suyun rengi, tadı ve kokusundan biri, katışan pislik belli olacak şekilde değişmedikçe su pis olmaz. Çok su Hanefîlere göre yeri köşeli ise yüzeyi 10×10 arşın, yuvarlak ise 36 arşın, derinliği ise bir karışa yakın yerdeki sudur. Arşın yaklaşık iki karıştır. Şâfiîlere göre iki kulledir (büyücek küp, iki kule su, yaklaşık 200 kg. sudur), İmam Malik’e göre ise az su, içine düşen pisliğin rengi, tadı veya kokusu belli olan sudur, belli olmayan su ise çok su sayılır. Buradaki ölçülere göre çok sayılan suya mesela sidik veya şarap karışsa o su pis olmaz, onunla abdest alınır ve o su –sağlığa zararı yoksa– içilebilir (İbn Âbidîn, 1984 Kahraman yayınları, C.I, s. 185,188).
Dinde hüküm yukarıda yazıldığı gibidir. Bir sıvının içine alkol karışınca hemen “bu sıvı haramdır” denemez, haram olmasına hükmetmek için yukarıda açıklanan şartların gerçekleşmesi gerekir.
Gazlı içecekler büyük tanklarda yapılıyor, bunların içindeki sıvı/su, müctehidlerin birçoğuna göre “çok”tur. Buna göre gazlı bir içeceği elinize aldığınızda koklayınca alkol kokmuyorsa, tadınca alkol tadı vermiyorsa, bakınca alkol rengini almamış ise, o içecek temizdir, helaldir.
“Çoğu sarhoş eden içeceğin azı da haramdır” kuralına göre de baktığımızda, piyasadaki gazoz ve kolaların içilebilecek çok miktarı sarhoş etmediğine göre bu bakımdan da bir sakıncası yoktur.
Gazlı içeceklerin içilmesi konusunda bir de “sağlığa tesiri” ile Müslümanların servetlerinin yabancılara –bazen de Müslümanların düşmanlarına– akması açısından bakmak gerekir. Bu bakımlardan bir sakınca varsa ilgili içecekten uzak durmak kaçınılmazdır

kotu aliskanliklar seker bagimliligi

26/8/2010 – KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR: ŞEKER BAĞIMLILIĞI
Kategori: METABOLiZMA NASIL HIZLANDIRILIR

ŞEKER BAĞIMLILIĞINDAN KURTULMAK İÇİN

 

- karbolik misin?

 güzel bir vücuda sahip olmak için şekerden vazgeçmek gerekli...

- nasıl yani? O ne demek?

 

- yani alkolik gibi ama karbonhidratlara bağımlı…

 

- yooo

 

- peki şekere bağımlı mısın?

 

Halkımız arasında şeker bağımlılığı o kadar artmakta ki böyle birşey olabileceğinin farkında bile değiliz. Bazılarımız için diğerlerinden daha fazla… Gerçek şu ki, şeker gerçekten kötü bir alışkanlık halini alıp bağımlılık yapabilecek güce sahip bir maddedir. Besin sektörü buna duacı olduğu için olsa gerek, içecekleri, kahvaltılık mısır gevreklerini, salata soslarını, makarna soslarını, büsküvileri, vs. şekerle doldururlar.

 

kepekli ekmek sizi zayıflatabilirİnsanlarımız arasında şeker bağımlılığı düşündüğünüzden daha olağan bir durum. Günlük olarak insanlarımızın tükettiği şeker miktarı ortalama 20 ila 30 tatlı kaşığıdır. Bunun sonucu olarak ta obezite, hiper tansiyon, kalp hastalıkları, diyabet, kabızlık, hafıza problemleri, hiperaktivite, panik ataklar ve depresyon gibi sağlık problemleri sanıldığından daha riskli bir hal alıyor. Her ay yeni bir araştırma, şeker ve akrabalarının (yüksek früktoz mısır şurubu, maltoz, dekstroz, vb.) yol açtığı tehlikelere bir yenisini ekliyor desem çok doğru bir yorum olabilir.

 

Aslında bağımlılık yapan maddeler kriterlerine çok iyi uyan şeker kullanımı;

alkol, kokain ve diğer uyuşturucu maddelerin kullanımında olduğu gibi beyinde dopamin ve serotonin ismini verdiğimiz nörotransmitterlerin salınımını tetikler…

durmak istendiği ve kişiye zarar vereceğini bile bile daha çok tüketme ihtiyacı doğurur…

devamlı kullanımında, kişi etkilerine karşı tolerans geliştirebilir…

aşırıya kaçanlar, almadıklarında günlük işlerde bile zorlanabilirler…

tüketim durduğunda çekilme semptomları baş gösterebilir…

 meyve şekeri de dikkatli olunması gereken bir konu özellikle zayıflamak isteyenler için

Şeker bağımlılığından kurtulmak söylemek kadar kolay olmayabilir, çünkü bu problemin altında yatan nedenler fiziksel olduğu kadar duygusal da olabiliyor. Başarılı bir şekilde yakanızdan düşmesini istiyorsanız hem fiziksel hem de psikolojik bir yaklaşımda bulunmanız gerekecektir. Azalttıkça daha az aramaya başlayacaksınız ve eğer çekilme semptomlarıyla karşılaşırsanız bilmelisiniz ki bu sadece birkaç gün sürecek bir durumdur…

 

Bu listedeki 10 madde ile şeker probleminizi daha kolay kontrol altına alabilirsiniz. Gelin bir göz atalım:

 

1) Mantık olarak, ilk seçenek şeker ve şekerli ürünleri evinize almayın.

 203562543 3f1ac769d4 b kotu aliskanliklar seker bagimliligi

2) Açlığınızı bastırmak için yeterli derecede sağlıklı besinler tüketin. Örneğin, meyve, havuç, kırmızı biber, salatalık domatesler ve tatlı krizini bastırmak için de kurutulmuş meyveler… Su ve şekersiz içeceklerden mümkün olduğunca çok tüketmeye özen gösterin. Donmuş meyveler, dondurmaya çok iyi bir alternatif olabilirler. Şekerleri sisteminizden temizlediğinizde, tat alma duyularınız daha etkin hale gelecek, sağlıklı besinler daha tatlı ve hoş bir hal alacaktır.

 

3) Kompleks karbonhidratları (sebzeler, tam tahıllılar ve meyveler), yağsız et (kümes hayvanları, balık, et, süt ürünleri, tofu) ve sağlıklı yağlar ile (zeytinyağı, süt, peynir, omega-3ler) birleştiren 3 ana öğün yemeye özen gösterin. Bu sayede kan şekeriniz aynı çizgide seyredecek ve tatlı krizleriniz azalacaktır. Lifli bir beslenme şekli de aynı şekilde şeker ve tatlı aşermeyi minimuma indirebilir.

 

4) Günlük bir multivitamin ve mineral desteği kullanın. Kromuyum pikolinat ve L glutamin bazıları için aşermeyi hafifletebilir.

 

5) Dışarı çıkarken aşırı açlık hissinde olmamaya özen gösterin. Evomega 3 yağı çok sağlıklıden çıkmadan yemeye veya yanınıza sağlıklı atıştırmalar almaya çalışın.

 

6) Sık sık egzersiz yapın, yeterli derece uyku uyuyun.

 

7) Stresten ve heyecandan kaynaklanan birşeyler yeme ihtiyacının sizde nasıl geliştiğini takip edin ve bu durumu anlayın. Stresinizi yönetmek için farklı yollar geliştirin, böylece atıştırma ihtiyacı duymazsınız. Örneğin; yürüyüşe çıkın, kum torbası yumruklayın, ip atlayın, temizlik yapın, vb.

 

8) Sizi rahatsız eden duygular ve düşünceleri belirleyin. Yorgunsanız, dinlenin. Yalnızsanız, arkadaşlarınızı arayın. Sıkıldıysanız, yapabileceğiniz bir hobi geliştirin. Şeker alışkanlığınızı yenebilmek için vücudunuzun ve duygularınızın neden bahsettiklerini çok iyi anlayabilmeniz gerekecektir.

 iyi yağlar kötü yağlar ve kolesterol

9) Eğer şekeri abarttığınız günler olursa bunu kabullenin, hata yaptığınızı belirtin kendinize ve bir daha yapmamaya özen gösterin. Unutmayın, şekerli yemek günah değil sağlıksızdır. Utanmayın ama yapmamaya özen gösterin…

 

10) Kendinize iyi davranın ve dürüst olun. Şeker ile olan mücadelenizi kazanabilmek için vücudunuzu bakıma alın ve duygularınızı hislerinizi anlamaya önem verin. Hiç birşeyi ertelemeyin, şimdi hemen bu durum ile ilgilenin…

 

kilo vermek isteyenler için kepekli pirinç pilava  en iyi alternatiftir

 

.

 

 

24 saat icinde vucdumuzda neler oluyor

24 saat ıcınde vucdumuzda neler oluyor

9/3/2010
·
Kategori:
genel

İnsanoğlu 24 saatte 24 kez değişir. Hem ruh hali hem de vücut ısısı, tansiyon, kalp atımı, hormonlar sürekli değişim halindedir.
 24 saat ıcınde vucdumuzda neler oluyor Biyologlar, doktorlar ve farmakologlar bu olağanüstü duruma kronobiyoloji adını veriyorlar.
06.00
Kortizon salgılamasıyla organizma uyanır. Bu uyanma vücut için kendini yavaş kalkmaya hazırlama işaretidir. Metabolizma hareketlenir ve o günün işleri için enerji ve protein hizmete hazır olur.
07.00
Vücut hâlâ zayıf bir safhadadır. Bu nedenle bu saatte spor yapmaktan kaçının. Çünkü kalbe ve dolaşıma gereksiz yüklenmiş olursunuz. Spor yerine güzel bir kahvaltı edin, çünkü sindirim organları bu saatte iyi çalışır. Karbonhidratlar bizim için yararlı olacak enerjiye çevrilir (Geceleri ise yağlar).
08.00
Bu saat cinsel yaşamınız için en iyi zamandır. Çünkü bezler fazla miktarda hormon salgılarlar. Romatizması olanlar uzuvlarındaki ağrıyı gün boyu daha kuvvetli hissederler. Sigara tiryakileri için de durum farklı değildir. Kahvaltı sigarası damarları her zamankinden daha fazla daraltır.
09.00
Vücudun dinç, kuvvetli olduğu saattir. Herhangi bir hastalık için iğne olacaksanız bu en doğru zamandır. İğnenin ateş ve şişme gibi yan etkileri ender olarak görülür, vücudumuz röntgen ışınlarına karşı daha dirençlidir.
10.00
Organizma şimdi faaliyete, harekete hazır durumdadır. Fazla enerjiktir, vücut en fazla ısısına ulaşmıştır, verimliliğimiz en üst düzeydedir. ‘Kısa
süre belleği’ iyi durumdadır. İnsan dinamik olur. Fakat dikkat edilecek nokta şudur; saat 10.00 ile 12.00 arası enfarktüs olaylarına sık rastlanır.
11.00
Vücudumuzun tam formunda olduğu bir saattir. Kalp ve dolaşım o kadar zinde durumdadır ki yapılan muayenelerde kalpteki bir bozukluk gözden kaçabilir. Verimli olmaya programlanmışızdır. Hazır cevaptır ve özellikle hesap işleri, matematik ödevleri rahat ve iyi bir şekilde, zorlanmadan yapılabilir.
12.00
Vücudun dinlenmeye ihtiyacı vardır. Dikkat azalır ve insanı uyku basar. Midedeki asit miktarı fazlalaşır (Hatta birşey yemesek bile). Beyindeki kan akımı azalır. Çünkü kan sindirim organlarını desteklemesi için mide tarafından kullanılır. Öğle uykusu uyuyabilen kişilerde istatistiklere göre enfarktüse %30 oranında az rastlanır.
13.00
Vücut formdan bir hayli düşmüştür. Verimlilik gün ortalamasının %20 aşağısındadır. Bütün organlar en alt düzeyde çalışır, sadece safra öğle yemeğini hazmettirmek için faaliyettedir.
14.00
Kendimizi bitkin hissederiz. Çünkü tansiyon ve hormon düzeyi düşmüştür. Diş doktorundan korkan kişi doktora bu saatte randevu almalıdır. Çünkü bu saatte acıyı daha az hissederiz. Lokal anestezi uzun süre devam eder (30 dk.). Sabahları bu süre 12 dk., akşamları ise 19 dk.’dır.
15.00
Yeni işlere hazır olun enerjimiz geri gelmiştir, belleğimiz tam formundadır. İkinci kez verimliliğe yaklaşırız ama bu verimlilik sabahkinden azdır.
16.00
Spor faaliyetleri için en iyi saattir. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumdadır. Antrenmanlar için de en iyi zamandır. Asit önleyici ilaçların
etkisi bu saatte çok iyidir.
17.00
Organların faaliyeti üst düzeydedir. Kuvvetimiz artar, oksijenin harcanması fazlalaşır. Böbrekler ve mesane özellikle çok çalışır. Tırnakların ve saçın en çabuk uzadığı zamandır. Fakat mide ülseri olan hastalar için durum kritiktir. Öğleden sonra geç saatlerde ve akşamın ilk saatlerinde midedeki asit miktarı fazlalaşır. Saat 17.00′ye doğru mide kanamasından dolayı hastaneye gelenlerin sayısı artar.
18.00
Akşam yemeği için iyi bir saattir. Pankreas bu saatte özellikle aktiftir.
19.00
Kan basıncı ve nabız genellikle bu saatte tembelleşir. Bu nedenle kan basıncı düşüren ilaçlar konusunda dikkatli olmalısınız, bu ilaçlar tehlikeli olabilirler. Sinir sistemi üzerinde etkili olan ilaçların tesiri de bu saatte fazladır.
20.00
Karaciğerdeki yağ düzeyi düşer ve kirli kan kalbe herzamankinden daha fazla akar. Alerjisi olanlar ve astımlılar ilaçlarını bu saatte almalıdırlar. Etkisi hemen görülür. Antibiyotiklerde az dozda alınsa bile etkileri en üst düzeyde olur.
21.00
Sindirim organlarının günlük görevi sona ermiştir. Davetleri sevenler dikkatli olmalıdırlar. Gelen herşey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalır ve bu durum tehlikelidir. Kalan yemekler barsak sahasındaki mukozaya hücum ederler. O yüzden bu saatte özellikle kilolu olanlar yemek konusunda dikkatli davranmalıdırlar.
22.00
Bu saatte vücudumuzun polisi akyuvarlar özellikle aktiftirler. Dozu azaltılması gereken ilaçlar için bu çok elverişli bir saattir. Bu ilaçlar
yanlış zamanda alındığı takdirde enfeksiyon tehlikesi fazlalaşır. Sigara içenler de son sigaralarını içmelidirler Çünkü bu saatten sonra vücut nikotin gibi zehirleri daha zor atar.
23.00
Organizma gün boyunca aktif bir şekilde faaliyet gösteren strese hormonunun salgılamasını durdurur. Bu saatte sakinleşiriz, rahatlarız, gevşeriz. Tam dinlenme saatidir. Metabolizmanın faaliyeti en alt düzeydedir. Tansiyon, kalbin atımı ve vücut ısısı düşer. Gebelerde doğum sancıları çoğunlukla bu saatte olur. Çünkü sancıya neden olan gebelik hormonlarının salgılanması üst düzeydedir.
24.00
Uyuduğumuz sırada deri hücreleri durmadan çalışır, gündüz olduğundan daha sık bölünürler. İlk rüya safhası başlar, yarım saat içinde rüya görmeye başlarız.
01.00
Verimliliğimiz en alt düzeydedir. Bu saatte hâlâ çalışanlar hata yaparlar, dikkat son derece azalır. Çünkü vücut kendini uyumaya programlamıştır, kısa zamanda en derin uykuya dalınır.
02.00
Araba kullananlar bu saatte çok dikkatli olmalıdırlar. Çünkü görme zayıflar, tepkiler yavaşlar. Bu nedenle trafik kazaları bu saatte daha fazla olur. Vücut soğuğa çok hassastır, çabuk üşür. Fakat derimiz acıya karşı fazla hassas değildir.
03.00
Bedensel ve ruhsal olarak karanlık bir safhadır. Melatonin hormonunun salgılanması tembel ve kararsız yapar. İntihar edenlerin sayısı fazlalaşır.
04.00
Stres hormonundan enerji kazanırız. Enfarktus krizleri saat 04.00 ile 06.00 arasında özellikle fazladır. Çünkü kan basıncı oldukça yükselir, damarlar gerilir. Gebe kadınlar için de doğum yapma olasılığının en yüksek olduğu zamandır.
05.00
Bu saatte vücuttaki erkeklik hormonu salgılanması artar. Strese hormonun konsantrasyonu bizi faaliyete geçirmiştir. Bu hormon gündüz değerinin tam altı katına çıkar. Vücudumuz harekete geçer kaybolan enerji yeniden geri gelir. Artık yeni bir güne başlamak için hazırızdır.